|
02 Mart 2010
Direnişin ateşi söndürülemez! / TEKEL direnişinde, Danıştay 4/C için başvuru süresi konusunda sendikanın yaptığı başvuruyu kabul etti. Böylelikle Şubat ayı sonu için konulan süre sınırı kalktı. Bu karar üzerine Tek Gıda-İş yönetimi daha önce söylediği biçimde direnişe son vererek çadırların söküleceğini açıkladı. Böylelikle direniş bitirilmiş olacak.
Varılan bu nokta sürpriz değildir. Çünkü direnişi bitirmek üzere hazırlanan planlardan biri buydu. Öyle ki, daha birkaç gün önce Ankara Valisi “Direnişle ilgili iyi şeyler olacak” diyerek haberi vermekteydi. Hükümet cephesinden de benzer açıklamalar vardı. TEKEL direnişi gibi sermayeyi ve hükümetini zorlayan büyük direnişten kurtulmak için Danıştay kararını fırsat gördüler.
Sermaye cephesi için sürenin iptali sonucunda TEKEL işçilerine verilecek tazminatın bir önemi yoktur. Onlar zaten bu bedelin fazlasını ödemeye hazırdılar. Çünkü, asıl sorunları işçi sınıfına ve emekçilere mal olan bu direnişin kölelik düzenine karşı işçi sınıfı ve emekçilerin topyekün direnişine dönüşmesiydi. Çünkü, TEKEL direnişi, işçi sınıfı ve emekçiler için örgütlenme ve mücadele için bir ilham ve büyük bir moral güç kaynağıydı. TEKEL işçilerinin yaktıkları direniş ateşi ülke çapında yayılabilirdi. Birçok veri bunun böyle olduğunu gösteriyordu. Başta hükümet olmak üzere kölelik düzeninin efendilerini bu nedenle TEKEL korkusu sardı. Direnişi işçilerin taleplerini kabul etmeden bitirmek, çadırları kaldırmak için seferber oldular.
Bu kadarı direnişin ilk dönemlerindeki devletin vurdumduymazlığı ve hükümetin kararlılık gösterileri düşüldüğünde bir kazanım olarak görünmektedir. Direnişin 4/C statüsünün iyileştirilmesi gibi birtakım yan ürünleri de olmuştur. Fakat bu kazanımlar, direnişin ulaştığı aşamada hem direnişin hedefleri bakımından hem de gücü ve yapabilecekleri bakımından yeterli değildir. Direnişin en önemli sorunu olan 4/C uygulaması aşılamamış, sadece ek bir süre kazanılmıştır. Ancak bu süre TEKEL işçilerinin direniş mevzilerinin sökülmesi pahasına olmuştur. Sonuçta bu süre bitecek ama direnişin aynı noktadan başlatılması, mevzilerin yeniden kurulması mümkün olmayacaktır.
Oysa TEKEL direnişi kararlılıkla sürdürülse ve direnişi ortada bırakarak direnişin bitirilmesine zemin hazırlayan sendika bürokratları görevlerine sahip çıksa durum çok farklı olacaktır. Böylelikle sadece TEKEL işçileri değil, bir bütün olarak işçi sınıfı ve emekçiler kazanacaktır. Bu hainler daha önce işçilerin tepkilerinden korktukları için aldıkları ileri eylem kararlarını boşa çıkardılar, bunu yapabildikleri ölçüde direnişin sonunu getirme cesareti buldular. TEKEL direnişini aktif bir sınıf dayanışmasından yoksun bırakıp TEKEL işçilerini bugünkü sözde çözüme boyun eğmek zorunda bıraktılar. Şimdi de bu sonucu zafer olarak yutturmaya çalışıyorlar.
Bu hainlerin "direniş bitiyor" diye sevinç çığlıkları atması anlaşır, çünkü günlerce kabusları haline gelen bu büyük işçi direnişinden kurtulmuş olacaklar. Dahası bir de kendilerini kahraman gibi gösterme imkanı bulacaklar. Ama ne TEKEL işçisinin ne de işçi sınıfının zafer diye sahiplenip sevince boğulacağı bir tablo vardır.
TEKEL işçileri bu sonuca razı olmamalıdırlar. Direniş çadırlarını yıktırmamalı, direniş mevzilerini terk etmemelidirler. Eğer bunu yaparlarsa bugün “yeni eylemlerle mücadelemiz sürecek” diyenlerin yalanlarına kanmış olacaklar. Çünkü, direniş mevzisinin yitirilmesi durumunda TEKEL süreci için yerellerde tutunmanın da imkanı ortadan kaldırılmış olacaktır.
Elbette kazanmak için sadece direniş çadırlarını korumak ve beklemek yeterli değildir. Artık direniş mevzisini ileriye taşıyacak daha ileri eylem biçimleri gündeme alınmalıdır. Dahası elde edilen ek süre kazanmak için gerekli olan genel grev-genel direnişi örgütlemek için değerlendirilmelidir. Ama bu, direniş mevzisini terk ederek değil, direnişin mevzisini koruyarak ve beraberinde bu hedef doğrultusunda direnişin ateşini ülke sathına yayarak olacaktır.
Bunun için TEKEL işçileri direniş çadırlarının yıkılarak direniş mevzisinin düşürülmesine engel olmalıdırlar. Beraberinde ise genel grev-genel direniş yolunda ilerlemek üzere bugüne kadar eksik bırakılan iç örgütlenme sorununu çözmelidirler. İşleyen bir direniş komitesini artık kesin olarak direnişin önderlik merkezi olarak kurmalıdırlar. Bununla birlikte, genel grev-genel direnişi birlikte örgütlemek üzere ileri-öncü işçi ve emekçilerle yanyana gelecek ortak tartışma ve karar zeminlerini oluşturmak üzere genel bir seferberlik başlatılmalıdır. Sadece Ankara’da değil, ülke çapında bu doğrultuda toplantılara başlayarak gerekli ilk adımlar atılmalıdır. Elbette bu örgütlenme çabası direnişi büyütmek ve genelleştirmek hedefi doğrultusunda yapılacak eylemliliklerle birlikte sürdürülmelidir.
İşçi sınıfı ve emekçiler böyle davranırsa bugün söndürülmeye çalışılan direniş ateşi alevlendirilmiş olacaktır. Sonuçta TEKEL direnişi kazanacak, işçi sınıfı kazanacaktır.
Başta TEKEL işçileri olmak üzere, tüm ileri ve öncü işçi-emekçileri ileriye çıkmaya ve görev almaya çağırıyoruz.
Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu
2 Mart 2010





